10 Aralık 2007 Pazartesi

Sinüzit olup olmadığınızı test edin

Kışın en sık karşımıza çıkan hastalıklar-dan biri de sinüzit. Burun içi ile irtibatı sağlayan sinüs ağızlarının tıkanması sonucu ortaya çıkan sinüzit nedir? Sinüzit testi için tıklayınız!

Ayşegül Aydoğan Atakan’ın haberi

Sinüzit, Türkiye’de her yıl 15 milyona yakın kişiyi etkiliyor. Şeker hastalığı ve kalp yetmezliği kadar hayat kalitesini bozan bir hastalık olan sinüzit, sadece fonksiyonel açıdan değil, psikolojik olarak da kişiyi olumsuz etkiliyor.

Yapılan bir araştırma, hastalığın Amerika’da her yıl sekiz milyar doların üzerinde ilaç maliyetine yol açtığını ortaya koyuyor.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Süreyya Şeneldir, sinüzitle ilgili merak edilenleri yanıtlıyor.

Sinüzit nedir?

Sinüzit; sinüs mukozasının iltihabıdır. Bu hastalık, sinüslerin burun içi ile irtibatını sağlayan sinüs ağızlarının tıkanması sonucu, sinüslerin havalanmasını bozarak, bakteri ve virüslerin yerleşmesine uygun bir ortam oluşturması neticesinde ortaya çıkar.

Sinüzit tipleri nelerdir?

Akut ve kronik sinüzit olmak üzere başlıca iki ana gurupta incelenir.
Akut sinüziti herkes yılda bir kaç kez geçirebilir. Soğuğa maruz kalma, alerji, çevresel kirlilik, vücut direncinin düşmesi gibi kolaylaştırıcı faktörlerin etkisiyle başlar. Burunda basınç hissi, burun tıkanıklığı ve ateşle kendini gösterir. Tedavi geciktikçe ilave bulgular kendini gösterir. Bu şikâyetler üç ay veya daha fazla sürerse kronik sinüzit adını alır.

Sinüzitle birlikte ortaya çıkan başağrılarına karşı neler yapılabilir?

Akut sinüzitte başağrısı şiddetlidir. Ağrı kesicilere iyi cevap verir. Buradaki ağrının sebebi, sinüs kanallarının akut olarak tıkanıp hava alamamasıdır. Ayrıca sinüsin boşalmasını sağlayan burun spreyleri de rahatlatıcıdır. Genelde ağrı kesiciler tek başına yeterli olmaz, bu nedenle burun spreyleri de önerilir. Kronik sinüzitte ise ağrı, akut sinüzitteki kadar rahatsız edici değildir. Ağrı, başta bir yük varmış gibidir. Bu nedenle ağrı kesiciler etkili olmaz. Zaten kronik sinüzitin tedavisi cerrahidir.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Sinüzitin sebebi sinüs deliklerinin tıkanmasıdır. Bu tıkalı delikler açıldığı zaman sinüzit de iyileşir. İlaç tedavisi erken dönemde oldukça etkilidir. Israrlı ilaç tedavisine cevap vermeyen ve kronikleşmiş sinüzitlerde ameliyat gerekebilir. Ameliyattaki amaç, tıkalı olan sinüs yollarını açmaktır, böylelikle sinüslerin havalanması sağlanmış olur. Havalanan sinüste enfeksiyon geriler ve kaybolur. Bu işlem, endoskopların kullanıma girmesiyle son 20 yıldır güvenle yapılıyor.

Sinüzit hastalığının başlarında uygulanan ilaç tedavisi soruna çözüm getirse de orta ve ileri derecedeki hastalık için müdahale gerekir. Bugüne kadar ileri derecedeki hastalara, hastanede yatmayı gerektiren, kanamalı ve ameliyat sonrası istirahat gerektiren endoskopik cerrahi yöntemi kullanılıyordu. Kanama sonrası körlük ve beyin kanaması gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkması nedeniyle yeni tedavi yöntemleri arayışına girildi.

Sinüzit tedavisinde yeni yöntemlerin özellikleri nelerdir?

”Balon sinüsoplasti” adı verilen bu teknik hastalık tedavisinde yeni bir dönem açtı. Bu teknikle daralmış olan sinüs delikleri açılıyor ve sinüs ağzına bir balon yerleştiriliyor. Daha sonra balon serum ile şişirildikten sonra şişen balon tıkalı olan sinüsün ağzını genişletiyor.

Operasyon ne kadar sürüyor?

Operasyon yaklaşık 15 dakika sürüyor. Genel anestezi altında işlem yapılıyor. Günlük yaşantıdan uzak kalmadan, zaman kaybetmeden, hastanede yatmadan, uygulama yapılan bölgede herhangi bir kesiğe gerek duymadan kısa sürede sonuç alınan bu yöntem, sinüzit tedavisinde yeni bir sayfa açıyor.

Balon sinüsoplastinin avantajları
# Etkili ve güvenli bir yöntem, komplikasyon ihtimali çok düşük.
# Teknikte küçük, yumuşak, elastik ekipmanlar kullanılıyor. Kapalı sinüs drenaj kanallarının kolayca açılması sağlanarak çok az doku travmasıyla sonuca ulaşılıyor.
# Bazı vakalarda hiç doku çıkartmak gerekmediği için kanama miktarı da çok azalıyor.
# Hızlı iyileşmeyi sağlıyor. Çoğu hasta 24 saatte normal hayatına dönebiliyor.
# Gelecekte bu bölgede yapılabilecek diğer tedavileri engelleyici bir özelliği yok. Diğer cerrahilerle beraber uygulanabilir.
# Hiçbir dokuya zarar vermeden yapıldığından hızlı bir şekilde iyileşme sağlanıyor.

Sinüzitin 7 işareti

Aşağıdaki soruların üç veya daha fazlasına ”evet” diyorsanız sinüzit olma ihtimaliniz yüksektir. Böyle bir durumda kulak burun boğaz uzmanına gidilmesi gerekir.
# Yüzünüzde basınç hissi, dolgunluk veya ağırlık hissi var mı?
# Burnunuz tıkalı mı?
# Koyu, sarı - yeşil burun akıntınız var mı?
# Geniz akıntınız var mı?
# Koku duyunuzda azalma var mı?
# Baş ağrınız var mı?
# Nefes darlığı hissi ve öksürük var mı?

Milliyet-Cafe

Başağrısını artıran yiyeceklere dikkat

Gazi Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, baş ağrısı çeken kişilerin yeme içme düzenlerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.

Gazi Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, bazı yiyeceklerin bazı kişiler üzerinde baş ağrısı yapabildiğini belirterek, migreni olan hastalara “öğün atlamayın, sebze ve meyve ağırlıklı beslenin” önerisinde bulundu.

Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, özellikle yoğun baş ağrısı çeken vatandaşlara, yaşam tarzlarında değişiklik yapmalarını önerdi. Vatandaşlara “spor yapın, stresten uzak durun ve sizde hangi yiyeceklerin baş ağrısı yaptığını tespit edin” diyen Bolay, bazı yiyeceklerin, bazı kişilerde baş ağrısını tetiklediğini hatta artırdığını açıkladı.

Bolay, baş ağrısına neden olan yiyeceklerle ilgili şunları söyledi:

“Aynı gıda herkeste migren ağrısını tetiklemiyor. Ortak baş ağrısı yapan gıdalar arasında tunçgiller familyası var. Tabi ki bu turunçgillerin yenmeyeceği anlamına gelmiyor. Herkes belli miktarda almalı. Örneğin herkeste geçerli değil ama kafein, süt ve süt ürünleri, mayalı yiyecekler, eskimiş kaşar, koruyucu maddeler içeren yiyecekler, kurutulmuş et, sosis, salam gibi yiyecekler, hazır gıdaların içindeki tatlandırıcılar, konserve yiyecekler, fındık, fıstık, yer fıstığı, kırmızı şarap, balık, bira, çikolata baş ağrısını belirgin şekilde artırabiliyor.”

Bolay, yiyeceklerin baş ağrısını artırması konusunda tek başına etken olmadığına işaret etti. Bolay, stres, uykusuzluk ve hormonel dengesizliğin de baş ağrısı yaptığını kaydetti.

Bir yiyeceğin alındıktan birkaç gün sonra bile oluşacak baş ağrısını tetikleyebildiğine dikkat çeken Bolay, bu nedenle hastalara ağrı günlüğü verdiklerini, bu günlüğe göre baş ağrısına nelerin sebep olduğunu bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.

-YAĞDAN UZAK DURUN-

Bazı kişilerin çocukluktan itibaren bazı yiyeceklerden uzak durduklarını ve bu yiyeceklerin kişide rahatsızlık yaratabildiğini söyleyen Bolay, “Örneğin çocukluğundan bu yana dondurmadan uzak duran kişiler var” dedi.

Başağrısını geçirmek için hayat tarzının değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Bolay, yağdan daha fakir gıdaların tercih edilmesi, stresi azaltmak ve kilo vermek için spor yapılması, daha olumlu düşünülmesi, içilen su miktarının artırılması (günde en az 1-1.5 litre) gerektiğine vurgu yaptı. Bolay fazla kilonun baş ağrısı yaptığına dair bulgular olduğunu ifade etti.

Bolay, baş ağrısını gidermek için yine kişiye özgü çözümler bulunduğunu belirterek, “Kimi vatandaş duş yaparak, kimi nane yağıyla, kimi buz ile masaj yaparak baş ağrısını giderebiliyor. Ama bazı ağrılar var ki bu ağrılara mutlaka ilaç gerekiyor. Bu nedenle özellikle migreni olan hastalar doktora giderek kendilerine en uygun ilacı almalı ve ağrının başlayacağını hissettikleri an ilacı içmeliler. Aksi halde fazla ilaç kullanmak da zaman zaman baş ağrısı yapabiliyor. Ayrıca migreni olan hastalar öğün atlamamaya dikkat etmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye özen göstermeliler” diye konuştu.

Göz çevrenize özel bakım

Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi.İşte doğal yöntemlerle göz çevresi bakımı ve egzersizler..


Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, yüzün en hassas bölgesi olduğu için erken yaşlarda kırışıklıklara davetiye çıkarıyor. İşte doğal yöntemlerle göz çevresi bakımı ve egzersizler…
Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince.

Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor. En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendiriciler kullanmak ve doğal yöntemlerle cildi beslemektir. Beslenmekten, dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiğine ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kurallara uymak gerekiyor.
Beslenme
Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de yararlı. Vücudumuz için gereken her türlü besini her gün düzenli olarak yemek gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlerin dostu olan A vitamini deposu yiyeceklere günlük öğünlerde mutlaka yer verin. Özellikle havuç, balkabağı, ıspanak, pazı, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.
Dinlenme
Uykunun azı da fazlası da zararlı. Her gün 8 saatlik düzenli uyku göz sağlığı için çok yararlı. Her akşam aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlendiriyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve mümkünse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri gerekiyor.
Temizlik
Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareketlerle yapın. Rimel ya da far kalıntıları veya uygun olmayan temizleme ürünleri gece boyunca cilde zarar verebiliyor hatta kirpiklerin dökülmesine neden olabiliyor.
Göz çevresi sorunları ve önlemleri
Yorgun ve şiş gözler
Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, stres ile yapay ışıklar bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkenlere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenidir. Ertesi sabah aynada hoş olmayan görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.
Ne yapmalı?
Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın. 2 dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekleyin. Yıkayıp kurulayın. Gözaltı şişliklerine antioksidan özellikli göz kremleri de sürebilirsiniz.
Sorununuz kronikleştiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kalp-damar sistemini etkileyen sporlar yapın. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik gibi sporlar, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlıyor. Bu sporlar tüm vücuttaki şişliklerin giderilmesine yardımcı oluyor. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevresine gezdirerek sürün. Şiş gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginize uygun kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Koyu renkli bir rimeli sadece üst kirpiklerinize sürün.
Göz torbaları
Gözaltı torbaları ya dengesiz bir yaşam stili ve kötü alışkanlıklar sonucunda oluşuyor ya da genetik yapıdan kaynaklanıyor. Bazen az uyku ya da adet dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor.

Hiçbir kozmetik ürünü ya da doğal ürün bu sorunu çözmeye yeterli değil. Ancak damar duvarlarını ve kılcal damarları güçlendirici yöntemlerle gözaltı torbalarını hafifletmek mümkün.
Ne yapmalı?
Günlük öğünlerinizi C, PP ile E vitaminli ve bioflavonoidli besinleri içeren gıdalarla ve orman ürünleriyle zenginleştirin. Yağlı yemeklerden ve stresli ortamlardan uzak durun. Günde en az 8 saat uyuyun. Gözaltı torbalarını hafif makyaj hileleriyle kapatın. Bunun için uygun kapatıcılar kullanabilirsiniz.

Travma sonrası stres bozukluğu

İnsanlar yaşadıkları ortamın düzeni ve sürekli olmasını isterler ve bunun gereksinimini duyarlar. Yarının şu anın devamı olmasını, kesintisiz bir yaşamı arzularlar. Kişinin yaşamını, yaşam döngüsünü tümü ile değiştiren olaylar, kişinin yaşamında önemli yeri olan kişilerin yitirilmesi ve/veya buna neden olaylar insanda ciddi, zaman zamanda kalıcı psikolojik yaralanmalara neden olur.

Psikolojik travma; kişinin duygusal, fiziksel ve zihinsel bütünlüğünü zedeleyerek, yaşantısına darbe vuran ve ruhsal bozukluklara iten dramatik olaylardır.

Travma sonrası stres bozukluğu savaş, kaza, terör, saldırı, tecavüz gibi gündelik yaşamın dışındaki yaşantılardan sonra ortaya çıkabileceği gibi, deprem, sel, yanardağ patlamaları gibi doğal afetlerin ardından ortaya çıkabilen ve psikolojik travmaların yarattığı ruhsal sorunlardır.

Travma sonrasında;

Anılar çok canlıdır, olayı anımsatan ve tekrarlayan rüyalar sık görülür.
Olayı anımsatan en ufak bir hatırlatıcı karşısında olayın tekrar yaşanması ve gerginlik hissi yaygındır,
Stres veren yaşantıyla ilgili olan hertürlü hatırlatıcıdan kaçma dikkat çeker,
Psikolojik duyarlılık ve uyarılmada artma görülür; duyarlılığı ve uyarılmayı arttıran semptomlardan da mutlaka ikisi görülür.
Bunlar;

Uykuya dalma ve uykuyu sürdürmede güçlük
Patlama halinde kızgınlık ve sinirlilik
Konsantrasyon güçlüğü
Aşırı şaşkınlık
Aşırı temkinlilik
Travma sonrasında kişi izlendiğinde ya da yakınlarının ifadelerinde travma öncesi ile travma sonrası kişilik özellikleri arasında tanı konacak kadar büyük bir farkın olduğunu gözlediklerini bildirilir.

Dış dünyaya karşı kızgınlık, sosyal yaşamdan geri çekilme, boşluk, ümitsizlik duyguları, gerçek ve görünürde bir neden yokken sürekli tehdit algısı içindeymiş duyugusu taşıma sıksık ifade edilen ve gözlenen semptomlardır.

Yaşanan travmatik olaydan sonra yaşam artık travmadan önceki yaşam ve travmadan sonraki yaşam olarak ikiye ayrılmıştır.

Travmatik olaylar kişilerin yaşamında kaçınılmaz bazı değişikliklere neden olur. Değişen roller, iş sorunları, ekonomik sorunlar, okul sorunları, göç, sosyal desteğin azalması, sağlık sorunları, aile içi ilişkilerde ortaya çıkan sorunlar gibi.

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

Hayatta kaldığı için kendini suçlu hissetme
Olayın yaşanmasına ve neden olanlara kızgınlık
Yaşamla ilgili umutlarını yitirme
Amaçların anlamsızlaşması, herşeye karşı ilgisizlik
Aşırı yemek yeme
Yoğun duygusal değişiklikler
Huzursuzluk
Tehditin yol açtığı aşırı gerginlik
Yoğun duygusal bağların olduğu kişi ve objelerin kaybında yaşanan acı, tutulan yas
Dikkati yoğunlaştıramama
Travma yaratan olayla ilgili sık sık kabus görme
Baş dönmesi, baygınlık hissi, göğüs ve kalp bölgesinde ağrılar, kalp çarpıntıları, adale ağrıları, halsizlik, nefes almada sorunlar, bulantı, sindirim sistemi ile ilgili şikayetler gibi bir takım fiziksel sorunlar
Korku ve kaygılar. (DSM IV tanı krıterleri)
TRAVMADAN ETKİLENMEDE RİSK GRUPLARI

Yaşantının şiddeti (Yaşamda meydana getirdiği değişiklikler)
Kişilik özellikleri (Geçmişteki travmalar, sorunlar, klinik düzeydeki depresyon)
Geçmiş psikopatolojik durum
Yakın geçmişteki kaygı ve depresyon
Çocukluk dönemi travması
Cinsiyet (Kadınlar daha çok etkileniyor.)
Düşük eğitim düzeyi ve sosyoekonamik durum
Travmaya ailenin yaklaşımı
TRAVMA SONRASI SORUNLARLA NASIL BAŞA ÇIKABİLİRİZ?

Stresle başa çıkmada kişilik özellikleri çok önemlidir. Yeterlilik, kendine güven, güçlülük, sağlam ego, yaşamda tutarlılık, esprili kişilik, entelektüel becerilerin varlığı, heyecan arayan kişilik yapısı stresle başa çıkmada artı puanlardır.

Travma sonrası stres bozukluklarında genellikle psikoterapi ugulaması tercih edilir, uygulanan terapilerin ortak özelliği kişiye stresle baş etmenin yollarını göstermesidir.

PSİKOTERAPİLER: Bireysel ya da grup halinde uygulanır. Travma sonrası sorunları çözümü ve yeni yaşama uyum sağlamayı amaçlayan destek çalışmalrıdır.

UYGULAMALI TEKNİKLER: Bu teknikler yoğun bir eğitim programı içinde kişilere verilir ve daha sonra kendi başlarına uygulamaları istenir. Stresle başa çıkma ve yaşamı verimli kılmak için kullanılır.

Görsel İmaj Teknikleri: Kaygı duyulan durum, obje bellekte en ince ayrıntısına kadar canlandırılır. Bu durumda neler hissettiği sorularak olaydan etkilenme derecesi zaman içersinde azaltılır.
Sistematik Duyarsızlaştırma: Olumsuz duygu ve düşüncenin nöturlaşması amacıyla yapılır, kademeli iyileşme sağlanır. Stresi azaltacak şekilde en rahatsız ediciden en çok rahatsız ediciye doğru bir uygulama içerir.
Psikodrama: Gruplara uygulana bir tekniktir. Kişi diğer kişilere rol vererek yaşadığı ve kendini rahatsız eden yaşantıları grup içinde canlandırır. Olayı tekrar tekrar canlandırarak, yaşayarak duyguları ve düşünceleri ile yüzleşir.
Nefes Alma Teknikleri: Nefes almayı düzenleyerek gerginliği gevşemeye dönüştürmeyi ve bu şekilde gerginlikten kurtarmayı sağlar.
Gevşeme Teknikleri: Kas ve sinir sistemini rahatlatıcı çeşitli hareketleri içerir.
Aşılama Çalışmaları: Kaygı uyandıracağı düşünülen durum veya objeye karşı kişi önceden alıştırılır. Kişi gerçek olayla karşılaşmadan önce benzer olayla karşılaştığı için olaya karşı hazırlıklı olur.

Yağlı vücutlar işe yarayacak

Türklerin yağ bakımından zengin vücutları yaşlanmalarını geciktirebilir. Estetik ve plastik cerrahlarının buldukları yeni bir yöntem yağlı vücudu olanlara yeni bir görüm için avantajlı hale getirdi

İnsanın kendi vücudundan alınan yağ dokuları, kök hücre bakımından zenginleştirildikten sonra yüze nakledilerek, kırışıkların giderilmesi ve cildi daha gergin, daha parlak hale getirmek amacıyla kullanılmaya başlandı.

Yağ dokusundan elde edilen kök hücreler, kemik iliğinden elde edilenler kadar dönüşüm yeteneğine sahip olduğu için, bulundukları doku ve organlarda küçük hasarların giderilmesine yardımcı oluyor.

En fazla göbek yağında
Özel bir hücresel tedavi merkezinde görevli Prof. Dr. Demir Tiryaki, en fazla göbek yağında bulunan kök hücrenin, geleceğin teknolojisi olduğuna dikkat çekiyor: “Şimdi estetikte kullanılıyor ama yakında vaktinden önce eskiyen bir organı yeniden oluşturabileceğiz. Kök hücrenin sınırsız bir çoğalma potansiyeli var. Dolgu maddesi içindeki kök hücreler alttan yukarı doğru iyileşme sağlıyor.”
Plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı Dr. Osman Oymak da bugüne kadar yaşlılık çizgilerinin içi doldurularak giderilmesinde kullanılan silikon, kolajen, restylane gibi maddelerin yerini yağ dokularının almaya başladığını açıklıyor.

Oymak, kök hücre yönteminde hastanın kendi dokusundan yapılan malzeme kullanıldığı ve ilaç katılmadığı için olumsuz durumların da ortadan kalktığını anlatıyor: “Bir senedir üstünde çalışıyoruz, neticeleri yeni almaya başladık. Türklerin vücudu yağ bakımdan zengin. Göbek veya kalçadan alınan yağlardan, kök hücrelerin zengin olduğu bir solüsyon elde ediliyor. Bu kök hücreler ikinci kere alınan yağa katılarak dolgu maddesi haline getirilip, gerekirse eksi 79 derecede saklanabilir.”

‘Saati 10 yıl geri alıyoruz’
Dr. Oymak, henüz birkaç ülkede uygulanan yöntemi elmacık kemiği, burun, yanakta uygulamış. Yöntem meme büyütmede ya da vücutta oluşan deformasyonların giderilmesinde de kullanılabiliyor.

Yarım kg. yağ dokusunda yaklaşık 200 milyon kök hücre olduğunu belirten estetik cerrah Dr. Tunç Tiryaki ise yaptıklarının bir anlamda ‘estetik doku mühendisliği’ olduğunu söylüyor: “Yağ dokularını cilt altına iğneyle nakledip, saati 10 yıl geri alıyoruz. Bu konudaki çalışmalarda yurtdışındaki birçok merkezden daha ileriyiz.”

Sigara içen kadınların tüp bebek hayali de zor

Sigara içen kadınların tüp bebek hayali de zor.

Sigara bağımlısı kadınların tüp bebek sahibi olma hayallerine ulaşma ihtimalinin sigara içmeyenlere göre en az 2 kat daha düşük olduğu bildirildi.

IQS Sigara Bırakma Merkezi’nin Adana’daki tüp bebek merkezleri ile yaptığı ortak çalışmaların sonucunda, sigara bağımlısı kadınların tüp bebek yönteminde risk altında olduğu ortaya çıktı. Buna göre, sigaranın yumurtalık kalitesini düşürmesi, yumurta verimi ve üreme performansını etkilemesi nedeniyle, gebe kalmak isteyen kadınlarda, sigara içenlerin içmeyenlere göre yaklaşık 2 kat daha fazla tedavi görmek durumunda oldukları belirtildi.

Sigara bağımlısı kadınların, sigara içtikleri sürece bebek sahibi olma hayallerine ulaşama ihtimalinin çok zor olduğunu belirten uzmanlar, sigara içen kadınlarda düşük, dış gebelik, erken doğum, düşük, ağırlıklı bebek doğurma ya da bebeğin kaybedilmesi gibi ciddi risklerin içmeyenlere göre oldukça fazla olduğu kaydetti.

Sigara içen bir kadının hamile kalma şansının daha düşük olduğuna, kısırlığın yüzde 13′ünün ise sigara içimiyle bağlantılı olabileceğine dikkat çeken uzmanlar, şunları kaydetti:

“Sigara içimi menopoza girme zamanını 1 ile 4 yıl hızlandırabiliyor. Bazı anne adayları hamilelik döneminde sigaradan uzak kalıp doğum sonrasında tekrar kullanmaya devam ederek çocuklarını yine riske attıklarını ya bilmemekte ya da görmezden gelmektedirler. Oysa sigara içilen evlerde büyüyen çocuklar, erişkin yaşa geldiklerinde kalp damar hastalıkları, astım, bronşit ve diğer solunum sistemi enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyorlar. Ayrıca eğitim süresinde diğer çocuklara oranla öğrenme güçlüğü çekiyorlar.”

Çocuklarda karın ağrısına dikkat

Çocuklarda karın ağrısına dikkat

Trabzon Özel İmperial Hastanesi Pediatrik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Çay, karnı ağrıyan çocuklara ağrı kesici verilmesinin teşhis ve tedavide bazı olumsuzluklara yol açacağına dikkat çekti.


Çocuklarda karın ağrısının çok çeşitli sebepleri bulunabileceğini belirten Doç. Dr. Ali Çay, bu durumdaki bir çocuğun en kısa zamanda doktora götürülmesi gerektiğini söyledi. Karın ağrısının çocukta halsizlik, oyunda isteksizlik, yatmak gibi belirtilerle kendini göstereceğini kaydeden Doç. Dr. Çay, teşhiste meydana gelecek bir gecikmenin tedavisi çok zor durumlar oluşturabileceğine işaret etti. Doç. Dr. Çay, anne-babaların doktora gitmeden önce karın ağrısı ile birlikte meydana gelen ishal, kabızlık, ateş gibi faktörleri de gözlemesi gerektiğini dile getirdi.

Karnı ağrıyan çocuğa ağrı kesici verilmesinin de doğru olmadığını ve bu durumun teşhis ve tedavide bazı olumsuzlukları ortaya çıkarabileceğini ifade eden Doç. Dr. Çay, “Karnı ağrıyor diye çocuğa ağrı kesici verilirse durum maskelenmiş ve teşhiste geç kalınmış olur. Hastanemizde bu tür örneklerle zaman zaman karşılaşıyoruz. Bu şekilde gelen bir hastanın apandisti patlamış ve ciddi komplikasyonlar başlamıştı. Bu sebeple karın ağrısı şikayeti olan bir çocuk en kısa zamanda bir doktora götürülmelidir” diye konuştu.