2 Kasım 2007 Cuma

Kanseri yenme kuralları

Kanseri yenme kuralları

Kanseri yenmenin yeni kuralları sıralandı. 7 bin araştırmanın sonucu şöyle;

Yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre, normalden biraz daha kilolu olmak meme, pankreas ve bağırsak kanserine yakalanma riskini artırıyor. 7 bini aşkın araştırma beslenme ile kanser arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor.

Bu araştırmaları birleştiren raporda belirtilen kurallardan bazıları şöyle:

-Normal vücut ağırlığına uygun ölçüde zayıf kalın,
-Her gün düzenli egzersiz yapın,


-Kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimini azaltın,
-Daha çok sebze ve meyve tüketimine yönelin,
-Alkol tüketimini kadınlar için günde bir erkekler için günde iki kadehle sınırlayın,
-Tuzu kesip bakliyata ağırlık verin.

“Araştırmada ayrıca yeni doğan bebeklerin de en az altı ay anne sütüyle beslenmesi gerektiği vurgulandı.”

Nargile 101 sigaraya bedel

Nargile 101 sigaraya bedel

Yapılan bir araştırma, nargilenin sigaradan onlarca kat zararlı olduğunu gösterdi

Fransız bilim adamlarının bir araştırması nargilenin sigaradan onlarca kat daha fazla zararlı olduğunu gösterdi. Fransa’nın tütün karşıtı çalışmalarıyla bilinen kurumu OFT’nin, devlete bağlı bir laboratuvarda, üç tip nargile üzerinde yaptığı araştırmalardan elde ettiği verilere göre, nargile içince 15-52 sigaradan alınan miktarda karbonmonoksit, 27-101 sigaradan alınan miktarda da katran açığa çıkıyor. OFT’nin raporuna göre nargile, kapalı ortamlardaki hava kirliliğinin de en önemli kaynağı.


Sigara yasak, nargile değil
Kanada’nın Quebec kentindeki nargile kafeler, bar ve restoranlarda uygulanan sigara yasağından muaf tutulmuş durumda. Fransa’da da 1 Ocak’tan itibaren tüm bar ve restoranlara sigara yasağı geliyor. Bu yasaktan muaf tutulmak isteyen nargile kafeler, bu konuda bir düzenleme yapılmasını istiyor. Fransa’daki 200 nargile kafe yılda yaklaşık 1 milyon kişiyi konuk ediyor

Yorgunluğun 7 farklı Nedeni

Yorgunluğun 7 farklı Nedeni

Kansızlık

Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir. Kansızlığın tanısı için doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.

Hipotiroid

Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Kadınlarda sanıldığından çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.

İdrar yolu enfeksiyonu

Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir. Cinsel birleşme bakterileri idrar yolunun ağzından vajinaya doğru ittiğinden bu riski artırabilir. Bir idrar tahliliyle teşhis konulabilir. Genellikle ağızdan alınan bir antibiyotikle tedavi hızlı ve kolay sonuç verir. Yorgunluk da birkaç gün içinde kaybolur. Bir süre sonra yorgunluk veya başka belirtiler tekrarlarsa tekrar idrar testi yaptırın çünkü bazı kadınlarda idrar yolu enfeksiyonları kroniktir.

Fazla kafein alımı

Hızlı bir enerji desteği için çoğumuz kahve ya da kola içeriz ama bazı kadınlarda kafeinin fazlası ters bir etki yapabilir. Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesinden başka işe yaramıyor. Çözüm; yaşantınızdan kafeini mümkün olduğu kadar çıkarın. Bu, sadece kahvenin değil çikolata, çay, kola ve kafein içeren bazı ilaçların da kesilmesi anlamına geliyor.

Besin intoleransı

Besinlerin bize enerji verdiği kabul edilir ama bazı doktorlar gizli besin intoleranslarının bunun tersine yol açtığına inanıyor. Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi,sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir. Eğer belirli besinleri yedikten sonra 10-30 dakika içinde uykunuz geliyor, kendinizi kötü hissediyorsanız şüphelendiğiniz besinleri beslenmenizden çıkarın. Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuzla konuşun.


Uyku apnesi

Yeterli uyku uyumuyorsanız bu bir yorgunluk sebebi olabilir. Ama ya yeterli uyku uyuyup ta aslında uykunuzu almadığınızı bilmiyorsanız? Uyku apnesi olarak bilinen durumda siz uykuda iken genellikle her gece birçok kez nefes almanız durmaktadır. Sonuç, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olmanızdır. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmın bir doktorun yardımıyla uyku laboratuvarında bu hastalığa tanı konulması mümkündür. Uyku apneniz varsa doktorunuz kilo verme ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişimleri önerecektir. Siz uyurken hava yollarını açık tutan cihazlar veya nefesle tetiklenen basınçlı hava cihazları kullanılabilir. Aşırı olgularda, yeterli hava akımının sağlanması için ameliyat gerekebilir.

Tanı konmamış kalp hastalığı

Elektrikli süpürgeyle evi temizlemek, bahçe işleri veya olağan günlük işlerinizi yapmak gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalbiniz SOS sinyali gönderiyor olabilir. Eğer bu basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi hele birdenbire ve sebepsiz yere ortaya çıktıysa, ciddi durumların habercisi olabilir, beklemeden doktorunuza danışmalısınız.

Zayıflamak isteyenlere iştah kapatan yiyecekler

Zayıflamak isteyenlere iştah kapatan yiyecekler

Avokado: B6 vitamini deposudur. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Tok tutan avokadoyu kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda yiyebilirsiniz.

Çavdar Ekmeği: Yapılan diyetlerin hepsinde kepek ekmeğinden bahsedilse de aslında çavdar ekmeğinin tok tutan etkisi yadsınamaz. Hatta beyaz buğday ekmeğine göre yüzde 50 oranında daha fazla doyma hissi verir.

Dil Peyniri: Gün içerisinde açlık hissettiğinizde atıştırabileceğiniz faydalı bir gıda olmasının yanında proteinli yapısından dolayı tok tutma özelliğine de sahiptir.

Böğürtlen: Kendinizi aç hissettiğinizde bir kase yoğurdun içine karıştıracağınız böğürtlen sizi bir süre tok tutar. Böğürtlen çok fazla antioksidan içerir, bu nedenle de yararlıdırlar.

Sardalya: Protein deposudur. Kan şekeri seviyesinin dengelenmesini sağlar. Bu sayede tokluk hissi verir. Ayrıca metabolizmanın harekete geçmesini sağlar.

Elma: Yapılan diyetlerde ara öğün olarak elma tavsiye edilir bunun nedeni ise tok tutucu özelliğinin olmasıdır. Kalorisi az olan elmayı acıktığınızda yerseniz bir süre daha tok hissedersiniz.

Kepekli Makarna: Günlük gıda tüketiminde önemli bir yere sahip olan lifli besinlerdendir. Bu besinler yendikten sonra hacimlerinin yüzde 20’si kadar genişleme özelliğine sahip oldukları için tokluk hissi verirler.

Esmer Pirinç: Kan şekerini dengede tutarak açlık hissinin önüne geçen karbonhidratların başında gelen esmer pirinç, uzun süre acıkmamanızı sağlar. Bu nedenle yemeklerinizde esmer pirince yer verin.

Yulaf Ezmesi: Tokluk ve şişkinlik hissi veren besinlerin başında gelir. Fakat yulaf ezmesini süt ile değil su ile yapmakta fayda vardır. Sütle yapıldığında ise sütü tercih edin.

Badem: Günde iki avuç düzenli olarak yenecek bademin, tokluk hissi vererek obeziteye karşı müzadelede yararlı olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmış bir gerçek.

Brokoli: Brokolide vücuttaki insulin dengesini koruyan krom bulunur. Kan şekerinin düşmesini engelleyen krom sayesinde açlık hissetmezsiniz.

Yumurta: Çok pişmiş yumurta da tok tutan yiyecekler arasındadır. Hazırlanması kolay olan yumurta protein açısından da zengindir. Protein sizi tok tuttuğu için kolay kolay acıkmazsınız.

Donmuş Yoğurt: Dondurma isteğinizi donmuş yoğurt yiyerek karşılayabilirsiniz. Meyveli donmuş yoğurt yediğinizde hem karnınızı tok tuttuğunu hissedecek, hem de fazla kalori almamış olacaksınız.

Sebze Çorbası: Çorba, atıştırmak için ideal olmasa da az kalorisi ve tok tutan etkisi ile idealdir. Acıktığınızda bir kase çorba açlığınızı bastırır.

Çilek: Canınız çok fazla tatlı istediğinde bir kap dolusu çilek yiyebilirsiniz. Çileklerin üzerine bir tatlı kaşığı pudra şekeri de dökerseniz tatlı yemiş kadar olursunuz. Ayrıca çilek tok hissetmenizi sağlar.

Balık: Balıkta bulunan iyot, tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir ve açlık duygusunun gelişmesini engeller.

Ihlamur: Yemek saatine yakın içilen ıhlamurun, hastalıklara faydasının yanı sıra iştahı kapatan etkisi de var.

Glisemik endeksi düşük besinler: Sürekli acıkıyor ve bunun önüne geçmek istiyorsanız, glisemik endeksi düşük besinleri tüketmelisiniz. Glisemik endeks, yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğidir. Tükettiğiniz besin, kan şekerini ne kadar uzun zamanda ve az miktarda yükseltiyorsa, glisemik endeksinin düşük olduğunu belirtir. Bu besinler, bireyin daha uzun süre tok kalmasını sağlar.

Karbonhidratlar: Karbonhidratlar kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Ayrıca bu besinler insanı tok tutarak açlık hissini engeller.

Triptofan: Proteinlerin büyük bir bölümünde bulunan bir çeşit aminoasittir. Triptofan, vücutta serotoninin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin ise iştah etkisini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.

Krom: Krom vücuda insülin dengesini korur. Bu denge kan şekerinin düşmemesini veya azalmaması açısından çok önemlidir. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler ve tahıl ürünleri yemek gerekir.

Albümin: Bir tür taşıyıcı proteindir. Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapar. Bu protein, triptofanı oluşturarak beyine taşır ve serotonin üretimini arttırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.

Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Fruktoz kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal früktozun kaynağıdır.

İyot: Tiroid hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunu engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğanda bulunur.

Yaşlılarda ani baş ağrısı nedenleri

Yaşlılarda ani baş ağrısı nedenleri

Yaşlılarda ani baş ağrısı nedenleri

Yaşlılarda ani olarak başlayan baş ağrısının beyin tümörü, ani halsizliğin beyin damarları, sürekli halsizliğin ise kalp, akciğer ve kansızlık gibi hastalıkların habercisi olabileceği belirtildi.

AA-Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Geriatrik Bilimler Araştırma Merkezi (GEBAM) Müdürü Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, yaşlılarda bildirimi yapılmayan hastalık oranının çok yüksek olduğunu ve birçok hastalığın bir arada bulunduğunu söyledi.

Kutsal, 65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 90′ında 1, yüzde 23′ünde 3, yüzde 15′inde ise 4 veya daha fazla hastalığın bir arada olduğunu kaydetti.


Kutsal, “Bunun yanında yaşlılarda, hastalıklara ait bilinen belirtiler olmayabilir. Örneğin, göğüs ağrısı olmadan kalp krizi, öksürük olmadan zatürre, ateşsiz seyreden sepsis (kana mikrop karışması) gibi durumlar görülebilir” dedi.

Prof. Dr. Kutsal, yaşlılarda ani olarak başlayan baş ağrısının, beyin tümörüne, damar hastalığına, boyun omurlarında kıkırdak dejenerasyonuna veya kireçlenmeye bağlı olabileceğini söyledi.

Aniden gelişen halsizliğin, beyin damarları ile ilgili veya mikrobik kaynaklı hastalığa bağlı olabileceğini anlatan Kutsal, halsizliğin sürekli hale gelmesi durumunda ise kalp, akciğer, tiroit bezi hastalıkları, kansızlık veya idrar söktürücüler ile bazı psikiyatri ilaçlarının yan etkilerinin söz konusu olabileceğini kaydetti.

Kutsal, yaşlılarda, göğüs ağrısı, bayılma, mide ve bağırsak kanaması, sıcak çarpması ve ısı kaybı gibi durumlarda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğini ifade etti.

Kalp için 8 risk faktörü

Kalp için 8 risk faktörü

Dünyada ve ülkemizde kalp hastalıklarına bağlı ölümler, ölüm sebepleri arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Kalp sağlığı için önemli olan ise hastalığın oluşumunu engellemektir. Kalp hastalıklarından korunmak için kişinin yaşam tarzını denetleyebilmesi büyük önem taşır.

Dünyada ve ülkemizde kalp hastalıklarına bağlı ölümler, ölüm sebepleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ece Açan, kalp sağlığını olumsuz etkileyen risk faktörlerini “değiştirilebilen” ve “değiştirilemeyen” olmak üzere 2 gruba ayırdı.


Değiştirilemeyen risk faktörleri
Ailede erken yaşta kalp krizi geçiren bireylerin bulunması, erkek cinsiyet, ileri yaş, şeker hastalığı ve kişilik yapısı (stresli kişilik) değiştirilemeyen faktörlerdir.

Değiştirilebilen risk faktörleri
Günlük yaşantımızda yaptığımız birçok hata, sağlığımız açısından geri dönüşü olmayacak sonuçlara yol açabiliyor. Oysaki alacağımız bazı önlemlerle bu riskleri ortadan kaldırmamız mümkün. Sigara içmemek, kolesterolü kontrol altında tutmak, stresten uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak bunlardan sadece birkaçı…

1-Sigara Tüketimi
Kalp damar hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım sigara ve dumanından uzak durmaktır. Çünkü sigara tüketimi hastalık riskini iki kat arttırmaktadır.

Sigara dumanıyla birlikte vücuda binlerce zehirli madde (nikotin, arsenik, amonyak, siyanür, benzopiren vb.) girer. Bu tehlike karşısında vücut adrenalin salgılar. Adrenalin, vücudumuzun bir tehlike karşısında doğal olarak salgıladığı bir hormondur. Adrenalin salgılanması sonucunda damarla büzüşür. Damarların büzüşmesine ek olarak, tütün dumanındaki karbonmonoksit kanı kıvamlaştırır. Kalp, kıvamlaşan büzüşen damarlar içinden vücudun en uzak noktalarına göndermek için var gücü ile çalışır. Sigaradan ilk nefesin çekilmesiyle birlikte kalbin atışı dakikada yaklaşık 20 atış hızlanır. Normalden hızlı çalışan kalbin daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Oysa sigara dumanıyla birlikte vücuda giren karbonmonoksit kandaki oksijeni kovar dolayısıyla kalp az oksijenle çok fazla çalışmak zorunda kalır ve vaktinde önce yorulur.

2-Kolesterol
Kolesterol kontrolü sağlamak için beslenmede doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının arttırılması, besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyecekler ile meyve-sebze tüketiminin arttırılması gerekiyor. Doğru rejimin az miktarda protein içermesi, u proteinin ise balık, kümes hayvanları ve soyadan alınması gerekir.

3-Yüksek tansiyon
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında alınan fazla kilolar gelmektedir. Öte yandan kilo kaybı, özellikle karın bölgesinden zayıflandığından kan basıncını hemen düşürerek kalbin yükünü azaltır. Tansiyon hafif şekilde yüksekse beslenmede tuzu kesmek, ilaç kullanmadan tansiyonu normale düşürmeye yardımcı olabilir.

4-Aşırı alkol tüketimi
Aşırı alkol tüketimi tansiyonu yükselten bir diğer etmendir. Çok fazla kalori içermesine karşın hiçbir besleyici değer taşımayan alkol, organizmaya zarar verir. Günde belli bir miktarın üzerine çıkılmaması gerekir. Bu limit günde 1 veya 2 kadeh kırmızı şarap olarak gösterilebilir.

5-Kontrolsüz şeker hastalığı
Şeker hastalarında damar sertliği, daha sık ve erken yaşta görülmektedir. Bu hastalara sıklıkla şişmanlık ve hipertansiyon da eşlik etmektedir. Şeker hastalığı kontrolünde diyet ve egzersiz, ilaç tedavisinin yanında önemli rol oynamaktadır.

6-Obezite (Şişmanlık)
Obezite tedavi edilmediğinde hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı riskini artırmaktadır.

7-Hareketsizlik
Yapılan araştırmalarda, düzenli egzersiz yapmanın ve yüksek bir efor kapasitesine sahip olmanın azalmış kalp ve damar sorunları ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Hergün 30 dk. veya daha fazla hızlı yürüyüş yapanlarda kalp damar hastalığı riskinin %18, koşanlarda &42 kadar azaldığı ifade edilmiştir. Düzenli egzersizlerde, vücut yağ oranında azalma, uzun dönemde kan basıncında düşme, kalbin veriminde artma, şeker hastalığı ve kan yağ metabolizma bozukluklarında azalma sağlamaktadır. Bu etkiler kalp krizi geçirmiş kişilerde de benzer olmaktadır. Egzersizden sağlanan yararlar kilo kaybından bağımsızdır.

8-Stresli yaşam
Yüksek stres vücut direncinin düşmesine sebep olur. Vücut strese adrenalin hormonu salınımını arttırarak yanıt verir. Bu da kalp ve solunum hızının artmasına ve tansiyonun yükselmesine sebep olur. Yağ asitleri ve kolesterol kana daha çok salınır ve kan kalınlaşmaya başlar. Stresle mücadele de düzenli egzersiz yapmanın etkili olduğu pek çok araştırma da gösterilmiştir.

31 Ekim 2007 Çarşamba

KOLESTEROL Değerleri

Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması, HDL-kolesterolün düşük olması bir risktir. Bu tür kişilerde, kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

20 YAŞIN ÜZERİNDEKİLER İÇİN KAN KOLESTEROL DÜZEYLERİ
< 200 mg/dl (NORMAL)
200-239 mg/dl (SINIRDA YÜKSEK)
> 240 mg/dl (YÜKSEK)
KAN LDL-KOLESTEROL DÜZEYLERİ
< 130 mg/dl (NORMAL)
130-159 mg/dl (SINIRDA YÜKSEK)
> 160 mg/dl (YÜKSEK)

KAN HDL-KOLESTEROL DÜZEYİ
KADINDA ORTALAMA 55 mg/dl (NORMAL)
ERKEKTE ORTALAMA 45 mg/dl (NORMAL)
< 35 mg/dl (DÜŞÜK)

RİSKLİ DURUMLAR
Kolesterol > 200 mg/dl veya
LDL-kolesterol > 130 mg/dl veya
HDL-kolesterol < 35 mg/dl.

KAN TRİGLİSERİD DÜZEYİ
< 200 mg/dl (NORMAL)
200-400 mg/dl (SINIRDA YÜKSEK)
400-1000 mg/dl (YÜKSEK)
> 1000 mg/dl (ÇOK YÜKSEK)

Yukarıdaki değerlere uygun olmayan sonuçların saptanması, yağ metabolizması bozukluğunu düşündürür. Bu durumda kan alınarak kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol ve trigliserid düzeyleri ölçülmelidir.

Kan kolesterol seviyeleri parmak ya da kolunuzdan alınan kan örneğinden ölçülür.

Kan testinde toplam kolesterol ve HDL-kolesterol seviyeniz ölçülür.

Kan testi öncesi aç olmanız ya da özel bir şey yapmanız gerekmemektedir.

Testlerin sonucuna göre LDL-kolesterol seviyesinin direkt ölçümü gerekebilir, bu test için aç olmanız gerekir.

LDL-kolesterol seviyesi kalp hastalığı riskinizle ilgili daha fazla bilgi verir ve tedaviyi belirlemede yardımcı olur.